14 Nis 2014


Sen

Puslu bir Ankara Sabahı

Sen

Yağmurdan sonra ki toprak kokusu

Sen

Bahar dallarında gizli tomurcuk

Sen

Annemin tebessümlerinde saklı

Sen

Bir kız çocuğunun gözlerinde kaybolmuş

Sen

MASUMİYETİM

Sonunu yazamadığım hikayem

Çözemediğim düğüm

Adıyla ardından yok olduğum

GENÇLİĞİM

Sen

Hareli gözlüm

İlk öpücüğüm ,ilk gözyaşım ,ilk mutluluğum

Sen

MASUMİYETİM

 
 

9 Oca 2008

carpe diem

“Hepimiz bir gün çiçeklere gübre, solucanlara yem olacağız.
Yaşadığın günü kavra ve anı dolu dolu yaşa"
“Carpe Diem”; her daim ölüm gerçeğinin farkında olarak, geçen her saniyenin, kısacası zamanın değerini bilenlerin, anı yaşamaya özen gösterenlerin felsefesidir. Zaman en kıymetli hazinemizdir ve onun değerini bilerek iyi kullanmamız gerekmektedir. Elbette ki bu da plan gerektirir.
“Carpe Diem”’in felsefesi çoğunlukla anlaşılmak istendiği gibi ifade edilmiştir. Tüm buna benzer terimlerde, insanoğlu maalesef işine geldiği şekilde bir yoruma kaçmaktadır. Söz edilen, insanın hayatını belli bir ideale, amaca göre değil; hissettiği gibi, o anda yapmak istedikleri doğrultusunda yaşaması değildir. Yanlış algılanışın aksine, bu sözle anlatılmak istenen, "geçmiş için kafa yorma, gelecek için de plan yapma” değildir.
Yaşamı ele alış biçimini kökten değiştiren, yaşadığın anın önemini bildiren ve onu doğru kullanmayı nasihat eden görüştür. Gününü gün etmek değildir, Carpe Diem. “Günü yakala, anı yaşa” der ve yol gösterir. “Günü kurtar, boş ver gitsin” demez. Yaşamı hoyratça harcamamızı tembih etmez tam tersi, zamanımızı kendimiz, çevremiz ve insanlık için çalışarak geçirmemizi söyler.
Günler ve saatler düşüncesizce harcanacak, savrulacak, önemsiz değerler değildir. Elbette ki vaktimizi gelecek kaygısı ve geçmişe bağlı kalarak yaşamak bizi yola koymaz. Peki, sadece anı yaşamak! Tecrübeden, hafızadan, düşten, iradeden, zihinden, tekâmülden ve kendi özünden vazgeçmektir.
Burada her konuda olduğu gibi dinamik dengeyi yakalamak sistemin özüdür. Günün, anın kıymetini bilip değerlendirmek esasken; geçmiş birikimle birlikte, gelecek planları da kontrollü olarak belirlenecek ve her zaman eylem halinde olunacaktır. Ayrıca “zaman” kavramı da detaylı bir inceleme konusudur.
Spinoza: “Sonsuz olduğumuzu hissediyoruz ve gözlemliyoruz.” der.
“Şimdi”; eylemin, düşüncenin tek yeridir. Hayat “şu anda” var olmanın kalbindedir. Denilebilir ki: "Dün geçti! Yarın henüz doğmadı! Bugün eyleme geçip, düşüncelerimizi gerçekleştirebileceğimiz gündür. Bekleme. Erteleme. Şimdi değilse ne zaman?”
Hayatımızı değiştirmek, iyi, doğru ve güzele yönelmek için asla geç değildir. Değişim için ayak sürüyen ve bahane bulanlar, çoğunlukla suçu yetersiz eğitim, kötü geçirilmiş çocukluk, sorunlu aile, işyeri problemleri, maddi zorluklar, adalet, haksızlık, vs... gibi birçok kavrama bağlarlar. Bir tek yapamadıkları aynanın karşısına geçip yüzleşemedikleri öz benlikleridir. Tüm harici etkiler söz konusudur ve kendi bir kurbandır. Kişi artık bu sarmaldan sıyrılmalı, kendini tanımalı ve sorunu tespit edip, ona çözüm aramalıdır. Hayatındaki her şeyi değiştirme gücünün bireyin elinde olduğunu ve bunun için de şimdiden daha iyi bir zaman olmadığını da yine “Carpe Diem” hatırlatır.
Hayat bir bumeranga benzetilebilinir. Ona ne verirsen, verdiğin ölçüde sana geri döner. Zaten tüm hayatımıza ve ilişkilerimize ne alacağız bakış açısı ile değil; “Ben nasıl bir katkıda bulunabilirim?” şeklinde yaklaşırsak; hasat yasasını yaşamlarımızda da işletebiliriz.
Kısaca... "Carpe Diem"
Dünden ders alın, yarını düşünün ama en önemlisi bugünü size verilen en önemli hazine olan zamanın kıymetini bilerek yaşamayı unutmayın. Doğruyu sadece bilmekle yetinmeyin, aynı zamanda uygulayın. Hedef belli ise, ona ulaşmanın yolları da bulunacaktır.
Seneca şöyle der: “Hayatta en büyük engel, beklemektir; daha sonra gelecek olan her şey belirsizliğin alanına girer. Şu andan itibaren yaşa.”

BU YAZI MİLLİYET BLOG TAN ALINMIŞTIR BENİMSENMESİ GEREKEN BİR HAYAT FELSESEFİ OLDUĞU İÇİN YAYINLAMA İHTİYACINI DUYDUM

27 Ara 2007

SENİ GÖRMEM GEREK

Benim
Seni görmem gerek ,
Bedeninde erimem gerek
Zaman içinde değişen pek çok şeye rağmen
Hala varsa bir ışık gözlerimizde
Niye kabuk tutmaz yüreğimdeki yara
Anlamam gerek
Benim
Seni görmem gerek
Gözlerinin dehlizlerinde kaybolmam gerek

Bedenimde çürüyen sevdaların izlerine inat
Bitkisel yalnızlıklarda gömülü ruhum dan
Kurtulmam gerek



SERAP TARCAN
27/12/2007

13 Eki 2007

YANLNIZLIK HER GÜN BİRAZ DAHA KENDİ KARANLIĞINDA KAYBOLMAKTIR

YANLIZLIK HER GÜN BİRAZ DAHA KENDİ KARANLIĞINDA KAYBOLMAKTIR.

170m2 de 20 m2 ye mahkum ettim kendimi, evde olduğum sürece açık bir televizyon ne oynadığı farketmiyor.Konuya bir yerinden saplanıp kalıyorum, hayatımdaki insanlar sadece dizi kahramanları telefonlarını bilmem,bayramlarını kutlamam kendi karanlığımda dizi kahramanları yalnızlık.Duvarlara bir çocuğun yıllarca yankılanmışsesi yapışık. Ne bir akvaryum var balık ın ağız şekline anlam katabileceğim,ne bir kuş kafeste. Bir saksıda köklerinin kururduğunu sandığımız ama inadına yaşayan bir bitki, haftada iki gün onu sulayıp tekrarcanlandığı için ona teşekkür ediyorum.Ekmek arası beyaz peyniri televizyon karşısında açlık bastırmak adına tüketiyorum. Kapıyı çalan olmayınca evin anlamı yokmuş dağılmıyan bir evin sadece tozlarını almak taçok anlamısız.
Biri olsa diyorsun masaya iki tabak koysam.. yemek yapsam şeytana uysak iki kadeh bir şey içsek.Çoraplarını sağa sola atsa hormurdansam. Ayrı odalarda başka televizon programları izlesek de olur bilsem ki biri nefes alıyor evde .Evde nefes yok nefes kendi sesim, kendi karanlığım kendi yalnızlığım.
Yalnızlık yeni bir yalnışamı kovalar insanı? Özlediklerin gerçekten sevdiklerin midir? Yada her özlediğini sandığın sevdiğin mi?
SERAP TARCAN 11.10.2007

ELVEDA ABLA

“ Bir çok giden memnun ki yerinde çok seneler geçti dönen yok seferinden “

Dönüşü olmayan sefere çıkıyorsun, 57 yaşın tüm çektiklerinin acısı yüzündeki ifadeye
yansımış. Bedenin yaşının yarısı kadar bir kiloda ,çaresiz çelimsiz … Beynimize kazınan son fotograf karesi.Eski resimlere çarpıyor.Maksinin moda olduğu yıllar üzerinde kahverengi uzun bir manto ile eve geliyorsun saçların o güzel saçların omuzlarında.Top oynuyorum sokakta , köşeden döndüğünü görüyorum papatya desenli mini bir etek giymişsin sanki herkes
duruyor,zaman duruyor sana kilitleniyor insanlar , yada bana öyle geliyor. Kendinden ve güzelliğinden eminsin . O güzelliğin pervaneleri ateşinde yakarken … başına bela olan güzelliğin... Bize parçalanmış bir bütünden parçalar bırakıp gittin.Ardından parçaları
bir araya toplayıp bütünü oluşturmak değil amacımız,senin di hayat , tercihine göre yaşadın, bitirdin. Tükettiğin hayat yaşamayı istediklerinle mi bitmişti . veya hangi karesinde mutlu olmuştun bilemeyiz.
Çocukluğumun gözü yaşlı karelerinden, kopuk kopuk parçalar gidip geliyor hafızama. O dönemde yasaklı bir şairin şiiri sesinden geliyor kulaklarıma.
“SON MEKTUBUMDA BAŞIM SIZLIYOR YÜREĞİM SERSEM DİYORSUN/SENİ ASARLARSA SENİ KAYBEDERSEM DİYORSUN YAŞAYAM/YAŞARSIN KALBİMİN KIZIL SAÇLI BACISI/EN FAZLA BİR YIL SÜRER 20.ASIRDA ÖLÜM ACISI/ BU ÖLÜME BİR TÜRLÜ RAZI OLMUYOR GÖNLÜM.
Evet abla kabul edilebilir bir şey ölüm kabul edilemeyen ölüm şeklin.Güzel ölmeliydin sen ,Seni gömmek için yıkarlarken bile güzel kalmalıydın, saçların her zamanki gibi omuzlarından dökülmeliydi ve o kendinden emin halin yansımalıydı yüzüne. Bir fotorafçı vitrininde yıllarca kalmış eski resmin gibi sakin ve huzurlu ölmeliydin.
Mukadderat…denilen büyük kuvvet öyle istemiş.

En zor olan şey ardından eşyalarını, kıyafetlerini toplamaktı.Parfüm kokuyordu her şeyin çantaların bile .Topladık anılar sakladık kendimize, her parçada biraz güldük biraz ağladık. Ne kadar anlamsız mış çul çaput kimse bir şey götüremiyormuş. Bir lokma bir
hırka ile geçseydi keşke hayat.

SERAP TARCAN
25.09.2007

merhaba

Sevinçler, acılar, heyecanlar dolu günler geçirdikten sonra kendimi toplayıp hayata dönmem gerektiğine karar verdim. Tekrar merhabalar

1 Ağu 2007

MERHABA

OOO ne çok zaman olmuş kendi blog uma zaman ayırmayalı iş, güç derken birde yazılarıma vakit bulamadım haliyle.Bu arada Eskişehir gidip biraz iç anadolu havası soludum, çigerlerimdeki nem oranı azaldı birden, nefes alabildiğimi hissettim tabi en güzel yanıda terlemeden uyuyabilmekti.Eskişehir'de olmamızdaki asıl amaç ailemizde ilk kez 3 kuşak tan birinin dünya evine girişine tanıklık etmekti.Sevgili yegenimizide evlendirdik işte çok keyifli bir düğün yaşadık en güzel yanı ise yıllardır birbirini görmeyen ama sevgileri birbirlerine karşı hiç eksilmemiş olan insanların bir arada olmasıydı. Ne kadar kocaman , ne kadar sevgi dolu bir ailem varmış ne mutlu bana ne mutlu bizlere. Hepimizi herşeye rağmen ayakta tutan bu sevgi sevgi bağıdır belkide.
Bu arada nane-limon blog münevver ablam ında yemeklerini yeme fırsatı buldugum için kendimi ayrıca şanslı hissediyorum .
Görüşmek üzere hoşcakalın

30 Haz 2007

2006 Ağustos ayında küçük hücreli akciğer kanserine yenik düşen Mustafa ‘ma
Mustafa ‘m dolunay vardı dun gece ,denize düşen ay ışığının harelerinde yüzün yansıdı aniden , hatırladığım aksine mutlu ve huzurlu görünüyordun, inandım giderken burada çektiklerinin tersine orada rahatsın.Biz birbirimize söz vermiştik bir gece denize karşı herhangi bir yerde dolunay seyir eyleyecektik, kim bilir belki kısmet olsaydı hiç yaşayamadığımız aşkımızı o gecede dile getirebilecektik. Sen o amasız hastalığa yakalandın ben her dolunaylı gecede sana bak canım dolunay var bu gece sen iyi olacaksın ve beraber izleyeceğiz dedim.O kadar çok inandım ki iyi olacağına bana yapılan tüm telkinlere rağmen öleceğini bir türlü kabullenemedim.Nasıl kabul edebilirdi ki zaten bir insan sevdiği kaybedebileceğini.Mustafa ‘m birlikte okuduğumuz son kitap başucumda duruyor hala, altlarını çizdiğimiz satırları okuyamıyorum.Birlikte izlediğimiz son film takılı hala cd de ama ben tekrar izleyemiyorum. Yaşarken sana anlatamadıklarım gözyaşım oldu dün gece dolunayın harelerine karıştı umarım sana ulaşmıştır.
30 Haziran 2007

23 Haz 2007

ölümden sonra

Ölümden sonra..

Öldük, ölümden bir şeyler umarak.
Bir büyük boşlukta bozuldu büyü.
Nasıl hatırlamazsın o türküyü,
Gök parçası, dal demeti, kuş tüyü,
Alıştığımız bir şeydi yaşamak.
Şimdi o dünyadan hiçbir haber yok;
Yok bizi arayan, soran kimsemiz.
Öylesine karanlık ki gecemiz,
Ha olmuş ha olmamış penceremiz;
Akarsuda aksimizden eser yok.
Cahit Sıtkı Tarancı (1910-1956)

13 Haz 2007

yüreğimde ki yangın

Yüreğimde ki yangın
Kadehlerce içsem dinmez bilirim ,
Bu son sevda masalımdır belkide
Belki yenisini yazıyordur kalemim.
13 haziran 2007

12 Haz 2007

BUGÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM.

Bu yaşımın olgunluğu ile hayatımı yirmi yıl kadar geriye götürebilmeyi isterdim.Varmıdır böyle bir şansı insanoğlunun mümkün değil dimi.Hayat yaşadıklarımızdan öğrendiklerimizle ve hayattan aldığımız derslerle devam ediyor işte. Bugün benim doğum günüm kendime yeni bir başlangıç diliyorum.
SERAP 12 HAZİRAN 2007

11 Haz 2007

İÇİM ARTIK ACIMIYOR

İÇİM ARTIK ACIMIYOR
Artık bu şarkı benim canımı hiç acıtmıyor.Şarkının sözlerinde ki gibi çok ağır oldu bu ceza
Yıllarım anlamsız bir bekleyiş içinde karamsar bir umutla ve bu şarkının sözlerinde yuvarlanarak geçmiş olabilir. Ama inan artık hiç içim acımıyor. Tükenmiyesin diye seni anlatmaktan, tükenmiyesin diye senin sevdiğin gibi giyinmekten, tükenmiyesin diye seni anlatan şarkılar dinlemekten hatta çok sevdiğimiz rakıyı cacık eşliğinde içmekten vazgeçtim.

Senden bana kalan tek hatıra yüreğimde ki yara hiç sızlamıyor artık.Haklıymış büyüklerimiz zaman tek ilaçmış.Benimle paylaşıp benimle ağlayanlar soruyorlar geçti dimi? Evet diyorum evet haklıymışsınız çok ağır oldu ama bitti içim boşaldı artık hiç ağır değil yüreğim.Bir dostumda dedi ki geçen gün o onsuz ama onunla ,bu şehirde nefes alarak bile mutlu atlattı, evet atlattım geçti.Yaşanmışlıkların anısına saygı var sadece yüreğimde .

Ben benden sıkıldım.Benim, bana verdiği bu ağırlıktan, tüm kaçışlarımda saklandığım kendimden sıkıldım.Kendi gözyaşları mı silmekten kendi kendime kadeh kaldırmaktan
Kendi limanımdan sıkıldım. Ağladığımda gözyaşları mı silerken yüreğime huzur serpebilecek
Bir el tutmak istiyorum, onunla kadeh kaldırmak, onunla yürümek, onunla onu gizlenmeden yaşamak istiyorum, hayata dair ne varsa onunla paylaşmak istiyorum.
9 HAZİRAN 2007 SERAP

9 Haz 2007

MUHLİSE'ye

Varlığı bana her zaman huzur vermiş adı kişiliğine yansımış sevgili dostum Muhlise'ye


Sen Cahit’e iki kadeh kırmızı şarap söyle
Cem bize benim şarkımı çalsın,
Ben iki damla gözyaşı dökeyim şarap kadehine
Umut yine başka bahara kalsın.

8 Haziran 2007 SERAP

5 Haz 2007

urfalı sevmısım

urfalı sevmedım ama bır sarkı bır butun gun dınlenır de yuregıne sızı ustune sızı ınermı ınsanın ya
yaralı yaralı yare yarlı yuregım dıyor saır sarkının sozlerı butununde anlam tasıyor dınlemenızı
tavsıye edıyorum
tum gonlu yaralılara hedıyem olsun

31 May 2007

ANTALYA BENİ MAHKUM ETTİN

ARDIM SIRA UZANAN BEY DAĞLARINA SIRTIMI YASLAMISIM.GÖZÜM MAVİNİN TÜM TONLARININ BİR ARADA DANS ETTİĞİ AKDENİZDE.ÖZGÜRLÜĞÜMÜ HİSSEDERİM HER DALGA SESİNDE.UFUKDA GİDEN GEMİYE KADAR YÜZEBİLECEĞİM DÜŞÜNCESİYLE .HER MAVİYE BİR ANIM KARIŞIR HER DALGA DA BİR HÜZÜN KAYDEDERİM.

NE O GEMİYE KADAR YÜZÜP O GEMİYLE KAYBOLACAK GÜCÜM,NEDE ARKAMI DÖNDÜĞÜMDE BEY DAĞLARINI AŞABİLECEK DERMANIM VAR.

MAHKUM OLMUŞUM BEN BU KENTE.

ANTALYA BENİ YOK SAYDIN.AMA BEN SENDE VAROLMAYA ÇABALADIM.
NE SENDEN BİRİ OLABİLDİM ,NEDE BİR YABANCI.

ARTIK GITME VAKTİDİR SENDEN ,SENDE KAYBOLMADAN.

BİR ÇOCUKLA BERABER EMEKLEMEYE BAŞLAYARAK YAŞANMIŞ UZUN YILLAR KALIR GERİDE ,BİR KAÇ DOST ,DERİN BİR AŞK TAN HÜZÜN SARKAN KISA CÜMLELER.


AKDENİZ DALGALARIN ÖZGÜRLÜĞÜM DEĞİL ESARETİM OLDU,DAĞLARIN TIRMANIŞIM DEĞİL İNİŞİM OLDU.


NE TERK EDİŞ NE KAÇIŞ ,VAKTİ GELDİ YOLCULUĞUN GİTME ZAMANIDIR ŞİMDİ.
30 MAYIS 2007 SERAP

29 May 2007

YAĞMUR

YAĞMUR
DANSÖZ BİR KADIN EDASIYLA
ÇEKTİ BULUTLARI ÜSTÜNE
ÖNCE BİR AĞACIN YAPRAKLARINDA
SALINDI
SONRA...
İNDİ CADDEYE
FONDA MÜZİK,ŞEHRİN GÜRÜLTÜSÜ
İNSANLAR KAÇIŞTI
O HIZLANDI
RİTİM DEĞİŞTİRİP ARADA BİR
AĞIR AĞIR DANSETTİ
RÜZĞARLA VALS YAPTI
YORULMUŞTU
ATTI BULUTLARI ÜSTÜNDEN
SELAMLADI DAMLACIKLARI GECEYİ
ŞEHRİ KARANLIKLA BAŞ BAŞA BIRAKTI.
1998 SERAP

26 May 2007

AŞK YAŞAYANLAR İÇİNDİR.

AĞLADIĞINI ISTEMEM BEN ÖLÜRSEM.
BENİ EN SEVDİĞİN HALİMLE HATIRLA
UZAK BİR YERDE ÇALIŞTIĞI DÜŞÜN.
HAYATTA OLDUĞUMA İNAN.
BİR GÜN GELİR KENDİLİĞİNDEN
GEÇER BÜTÜN ÜZÜNTÜN.
HER YENİ GELEN GÜNÜ.
YENİ BİR ÜMÜTLE BEKLEMELİ.
HER YENİ GÜN YENİ HAVALARLA GELİR.
GECE, YAĞAN YAĞMURLA UYURSUN
SABAH, BİRDE BAKARSIN ODAN GÜNEŞLİ
HER GELEN VAPUR, TREN
YENİ İNSANLARLA GELİR.
BEN ESMERDİM GÜZELİM
BU SEFER SARIŞINI SEVERSİN.
AŞK YAŞAYANLAR İÇİNDİR.
NECATİ CUMALI

25 May 2007

YAŞADIĞINI HİSSET

En yakınında duran sevdiklerin bile isteklerini ihtiyaçlarını fark etmeden bir karmaşanın içinde geçiriyorsun hayatını. Gittikçe katılaşarak yorularak ve yorulduğunu bile fark etmeyerek. Yaşam kavgası ne için ayakta kalabilmek adına.Farkına varmadan baharın geçip yazın geldiğini, gün içinde yağmur serpiştirdiğini sevdiklerinden birinin bir köşede acı çektiğini veya mutlu olduğunu.
Beynini kilitleyip koşturuyorsun.Zaman zaman sırt ve baş ağrılarının yorgunluk kaynaklı olduğunu bilebile dinlenmek için vaktin bile yok.
Yüreğinde yıllar öncesinden kalmış bir aşk kırpıntısı düşlerinde hala ona dair umutlar.
Değerlendirmelere kafanı takıyorsun sanki zayıf not alacak bir öğrenci gibisin.Kimine göre çok zeki,kimine göre kuş beyinlisin.Kimine göre güzel, kimine göre çok çirkinsin.Kimine göre iyi bir anne, kimine göre değilsin. Ne fark ediyor tüm bu değerlendirmeleri düşünüp üzülmek ne katıyor hayatına hadi olduğun istediğin gibi yaşa .Acıktığını hisset birileri acıktın mı diye sorunca anlama.
SERAP MAYIS 2007

24 May 2007

impossibleis nothing

impossible is nothing
“İmkansız, bu dünyayı değiştirebilecek gücü içlerinde keşfetmek yerine, kendilerine sunulan dünyada yaşamayı daha kolay bulan, küçük insanların ortaya attığı büyük bir kelimedir.İmkansız bir gerçek değil bir görüştür.İmkansız bir iddia değil bir meydan okumadır.İmkansız potansiyeldir.Geçicidir.İmkansız yoktur.İmkansız hiçbir şeydir.

23 May 2007

KANSER

KANSER ÜRKÜTÜCÜ KELİME SON YILLARDA BİR ÇOK İNSANIN ETRAFINDA UZAKTAN TANIDIĞI VEYA AKRABALARI BU HASTALIĞIN
BİR TÜRÜNE YAKALANIP TEDAVİ GÖRMÜŞ İYİLEŞMİŞ VEYA HAYATINI KAYBETMİŞ OLABİLİR.
ABLAM YAKLAŞIK ÜÇ YIL ÖNCE SAG KOLUNDA ŞİŞME VE AĞRI IÇIN DOKTORA GİTTİKTEN ALTI AY SONRA KENDİSİNE KANSER TEŞHİSİ KONDU.
BUGÜNE KADAR BİR ÇOK HASTALIKLA BAŞEDEBİLDİĞİ İÇİN KANSERİDE
ATLATABİLECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORDUM HEP.VÜCÜDUNUN ÇEŞİTLİ YERLERİNE
SIÇRAYAN KANSER HÜCRELERİ İLE AZRAİLİNE BAŞI DİK CEVAP VERDİ HENÜZ ÖLMEM İÇİN ERKEN.ŞU ANDA GÖRÜNEN DURUM SAVAŞI AZRAİL KAZANACAKMIŞ GİBİ.KORKUNÇ AĞRILAR VE SAĞ AYAĞINDAKİ HİSSİZLİĞE
RAĞMEN ESPİRİ YETENEĞİNİ KAYBETMEDEN YAŞAMAYA ÇALIŞIYOR HALA.
İNŞALLAH KAZANIRSIN ABLA, İNŞALLAH TEKRAR AYAĞA KALKARSIN.
ALLAH YARDIMCIN OLSUN.
SERAP