YANLIZLIK HER GÜN BİRAZ DAHA KENDİ KARANLIĞINDA KAYBOLMAKTIR.
170m2 de 20 m2 ye mahkum ettim kendimi, evde olduğum sürece açık bir televizyon ne oynadığı farketmiyor.Konuya bir yerinden saplanıp kalıyorum, hayatımdaki insanlar sadece dizi kahramanları telefonlarını bilmem,bayramlarını kutlamam kendi karanlığımda dizi kahramanları yalnızlık.Duvarlara bir çocuğun yıllarca yankılanmışsesi yapışık. Ne bir akvaryum var balık ın ağız şekline anlam katabileceğim,ne bir kuş kafeste. Bir saksıda köklerinin kururduğunu sandığımız ama inadına yaşayan bir bitki, haftada iki gün onu sulayıp tekrarcanlandığı için ona teşekkür ediyorum.Ekmek arası beyaz peyniri televizyon karşısında açlık bastırmak adına tüketiyorum. Kapıyı çalan olmayınca evin anlamı yokmuş dağılmıyan bir evin sadece tozlarını almak taçok anlamısız.
Biri olsa diyorsun masaya iki tabak koysam.. yemek yapsam şeytana uysak iki kadeh bir şey içsek.Çoraplarını sağa sola atsa hormurdansam. Ayrı odalarda başka televizon programları izlesek de olur bilsem ki biri nefes alıyor evde .Evde nefes yok nefes kendi sesim, kendi karanlığım kendi yalnızlığım.
Yalnızlık yeni bir yalnışamı kovalar insanı? Özlediklerin gerçekten sevdiklerin midir? Yada her özlediğini sandığın sevdiğin mi?
SERAP TARCAN 11.10.2007
13 Eki 2007
ELVEDA ABLA
“ Bir çok giden memnun ki yerinde çok seneler geçti dönen yok seferinden “
Dönüşü olmayan sefere çıkıyorsun, 57 yaşın tüm çektiklerinin acısı yüzündeki ifadeye
yansımış. Bedenin yaşının yarısı kadar bir kiloda ,çaresiz çelimsiz … Beynimize kazınan son fotograf karesi.Eski resimlere çarpıyor.Maksinin moda olduğu yıllar üzerinde kahverengi uzun bir manto ile eve geliyorsun saçların o güzel saçların omuzlarında.Top oynuyorum sokakta , köşeden döndüğünü görüyorum papatya desenli mini bir etek giymişsin sanki herkes
duruyor,zaman duruyor sana kilitleniyor insanlar , yada bana öyle geliyor. Kendinden ve güzelliğinden eminsin . O güzelliğin pervaneleri ateşinde yakarken … başına bela olan güzelliğin... Bize parçalanmış bir bütünden parçalar bırakıp gittin.Ardından parçaları
bir araya toplayıp bütünü oluşturmak değil amacımız,senin di hayat , tercihine göre yaşadın, bitirdin. Tükettiğin hayat yaşamayı istediklerinle mi bitmişti . veya hangi karesinde mutlu olmuştun bilemeyiz.
Çocukluğumun gözü yaşlı karelerinden, kopuk kopuk parçalar gidip geliyor hafızama. O dönemde yasaklı bir şairin şiiri sesinden geliyor kulaklarıma.
“SON MEKTUBUMDA BAŞIM SIZLIYOR YÜREĞİM SERSEM DİYORSUN/SENİ ASARLARSA SENİ KAYBEDERSEM DİYORSUN YAŞAYAM/YAŞARSIN KALBİMİN KIZIL SAÇLI BACISI/EN FAZLA BİR YIL SÜRER 20.ASIRDA ÖLÜM ACISI/ BU ÖLÜME BİR TÜRLÜ RAZI OLMUYOR GÖNLÜM.
Evet abla kabul edilebilir bir şey ölüm kabul edilemeyen ölüm şeklin.Güzel ölmeliydin sen ,Seni gömmek için yıkarlarken bile güzel kalmalıydın, saçların her zamanki gibi omuzlarından dökülmeliydi ve o kendinden emin halin yansımalıydı yüzüne. Bir fotorafçı vitrininde yıllarca kalmış eski resmin gibi sakin ve huzurlu ölmeliydin.
Mukadderat…denilen büyük kuvvet öyle istemiş.
En zor olan şey ardından eşyalarını, kıyafetlerini toplamaktı.Parfüm kokuyordu her şeyin çantaların bile .Topladık anılar sakladık kendimize, her parçada biraz güldük biraz ağladık. Ne kadar anlamsız mış çul çaput kimse bir şey götüremiyormuş. Bir lokma bir
hırka ile geçseydi keşke hayat.
SERAP TARCAN
25.09.2007
Dönüşü olmayan sefere çıkıyorsun, 57 yaşın tüm çektiklerinin acısı yüzündeki ifadeye
yansımış. Bedenin yaşının yarısı kadar bir kiloda ,çaresiz çelimsiz … Beynimize kazınan son fotograf karesi.Eski resimlere çarpıyor.Maksinin moda olduğu yıllar üzerinde kahverengi uzun bir manto ile eve geliyorsun saçların o güzel saçların omuzlarında.Top oynuyorum sokakta , köşeden döndüğünü görüyorum papatya desenli mini bir etek giymişsin sanki herkes
duruyor,zaman duruyor sana kilitleniyor insanlar , yada bana öyle geliyor. Kendinden ve güzelliğinden eminsin . O güzelliğin pervaneleri ateşinde yakarken … başına bela olan güzelliğin... Bize parçalanmış bir bütünden parçalar bırakıp gittin.Ardından parçaları
bir araya toplayıp bütünü oluşturmak değil amacımız,senin di hayat , tercihine göre yaşadın, bitirdin. Tükettiğin hayat yaşamayı istediklerinle mi bitmişti . veya hangi karesinde mutlu olmuştun bilemeyiz.
Çocukluğumun gözü yaşlı karelerinden, kopuk kopuk parçalar gidip geliyor hafızama. O dönemde yasaklı bir şairin şiiri sesinden geliyor kulaklarıma.
“SON MEKTUBUMDA BAŞIM SIZLIYOR YÜREĞİM SERSEM DİYORSUN/SENİ ASARLARSA SENİ KAYBEDERSEM DİYORSUN YAŞAYAM/YAŞARSIN KALBİMİN KIZIL SAÇLI BACISI/EN FAZLA BİR YIL SÜRER 20.ASIRDA ÖLÜM ACISI/ BU ÖLÜME BİR TÜRLÜ RAZI OLMUYOR GÖNLÜM.
Evet abla kabul edilebilir bir şey ölüm kabul edilemeyen ölüm şeklin.Güzel ölmeliydin sen ,Seni gömmek için yıkarlarken bile güzel kalmalıydın, saçların her zamanki gibi omuzlarından dökülmeliydi ve o kendinden emin halin yansımalıydı yüzüne. Bir fotorafçı vitrininde yıllarca kalmış eski resmin gibi sakin ve huzurlu ölmeliydin.
Mukadderat…denilen büyük kuvvet öyle istemiş.
En zor olan şey ardından eşyalarını, kıyafetlerini toplamaktı.Parfüm kokuyordu her şeyin çantaların bile .Topladık anılar sakladık kendimize, her parçada biraz güldük biraz ağladık. Ne kadar anlamsız mış çul çaput kimse bir şey götüremiyormuş. Bir lokma bir
hırka ile geçseydi keşke hayat.
SERAP TARCAN
25.09.2007
merhaba
Sevinçler, acılar, heyecanlar dolu günler geçirdikten sonra kendimi toplayıp hayata dönmem gerektiğine karar verdim. Tekrar merhabalar
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
